10 Kasım 1938 – 09:05

10 Kasım 1938 Saat 09:05. Türk Milletinin büyük matem günüdür. Eminim ki bir sürü acıyı hissettiren cümleler duymuşuzdur. 1938 den sonra her 10 Kasım günü sirenler çalar, 1 dakikalık saygı duruşu ve akabinde İstiklal Marşı okunur.

Atatürk bir baş öğretmendi. Fakat bugün size ölmekte olan eğitim sistemimizden bahsetmek istiyoruz.
Dün bir sosyal medya platformunda paylaşılan güzel bir yazıya denk geldim:
“Öğretmenler odasında matematik öğretmeni: “Bir sınav yaptım herkes döküldü.” demiş.
Kimya öğretmeni: “Ben de bu sene sınıfın yarısını bıraktım, çalışmıyorlar.” demiş.
Fizik öğretmeni: “Ben de yarısından fazlasını bıraktım.” demiş.
O sırada odayı süpüren görevli: “Ben hiç “Hastam öldü” diye övünen doktor,
“yaptığım bina yıkıldı” diye övünen mühendis,
“müvekkilim hapse girdi” diye hava atan avukat görmedim.” demiş.


Ülkemizin eğitim sisteminin düştüğü hali anlatan bir yazı.
Tabii ki o çocuklar sınavı geçemedi. Birşey öğrenemedi. Ama öğrenememesinin sebebi kendileri değil. Onları sınıfta bırakmakla övünen öğretmenleri.
Aslında sınıfta kalanın kim olduğunu iyi düşünelim.
Atamızın ebediyete uğurlanışının yıldönümünde neden bu yazıyı yazdığımı açıklamak istiyorum.
Ülkemizde büyük bir çoğunluk ben bu kadarım memur olur hayatıma devam ederim diye düşünür. Aslında düşünmez yani buna düşünmek diyemiyorum. Düşünme işi devamlı yeni fikirler(bize göre fikircikler) üretmek için yapılır. Fakat bu büyük çoğunluk memur olup düşünmeyi bırakıyor.
Neden öğretmen ve ya başka bir devlet memuru olduktan sonra öğrenmeyi bırakıyorsunuz?
Öğrenmek ölene kadar sürer. Her zaman bişeyler üretebilirsiniz.
Atamız son nefesine kadar öğrenmeyi ve düşünmeyi bırakmadı.
Eğer Atamızı saygı ve özlemle anıyorsanız; siz de asla öğrenmeyi ve düşünmeyi bırakmayın.

Hayatta en hakiki mürşit ilimdir.

Mustafa Kemal ATATÜRK

#YolumSensin